Anasayfa / YAZARLAR / Anadolu Baharı

Anadolu Baharı

Ülkemiz, yerküre üzerinde bulunduğu konum itibarı ile çok ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Kuzey yarımkürenin ılıman iklim kuşağı üzerinde olması sebebi ile dünyanın en dengeli ve en güzel ilkbaharın yaşanabileceği ender coğrafyalardandır.

Ülkemizin coğrafyasını göz önünüze getirin; kuzeyimizde Karadeniz coğrafyasının öbür kıyısında soğuk iklim tipinin hüküm sürdüğü görülecektir. Coğrafyamızın güneyine baktığımızda, Akdeniz’in güneyinin kıyı ucunda çöl iklimin özellikleri görülür. Aynı şekilde ülkemizin doğusu ve batısında da kuzeyimiz ve güneyimize nazaran çok sert olmayan ancak ülkemizin dengeli iklim tiplerini andıracak iklim tipleri görülür.

Anadolu’nun, birçok iklim kuşağı içerisinde geçiş bölgesi iklim tipinde bulunması sebebi ile her iklimin dengeli yaşanabildiği bir ortama sahiptir. Bu iklim kuşağı, bitki ve hayvan çeşitliliği bakımından da çok büyük zenginlikleri bu topraklara bahşetmiştir.

Bu ılıman iklim kuşağı içerisinde Anadolu’nun her tarafında ilkbaharın büyüleyici iklimini yaşamak mümkün. Toprağın bahara uyanışını ve uyanan bu bahar ile bitkilerin karlar altından boyun vermesini, eriyen buzların büyük bir coşku ile akışına şahit olabiliriz.

Dünyanın en uzun ilkbaharının Anadolu coğrafyası üzerinde yaşanıyor olmasından dolayı çok şanslı olduğumuz bilinci ile kendimi doğanın uyanışına tanık etmek için bir keşif yolculuğuna çıkardım. Yazarken bile yolcuyum yani. Amacım keşfedilmemişi keşfetmiş gibi sunmak değil. Anadolu’da yaşanan baharı fark etmenin coşkusunu paylaşmak.

Biliyoruz ki ne kadar insan varsa; o kadar yolcu, bir o kadar da seyahat etme biçimi vardır. Ne kadar yolcu varsa; o kadar mutlu insan vardır. Bu bağlamda mesleği gereği çok gezen biri olarak, ülkemizin bu büyülü coğrafyasında bazı notlar biriktirdim. Gezmenin, özgürlük ve bağımsızlıkla eş anlamlı olduğunu, gezmenin, aklı ve iyi duyguları uyandırdığını da deneyimleyerek bunları paylaşmanın onurunu yaşıyorum.

anadolu_bahari-600x300

Anadolu’nun bahara uyanışı Akdeniz kıyılarından başlar. Benim özellikle büyülendiğim Olympos bölgesi, mart ortasından nevruzu bile beklemeden çiçek tarlasına dönüşür. Şırıl şırıl akan derelerin kıyılarında yüzlerce tür çiçeği anlatmak kelimelerle olmaz sanırım. Gerçekten inanılması çok zor. Bu yıl olmazsa, gelecek yıl mutlaka mart ayının ikinci ya da üçüncü haftasını Tahtalı Dağı Havzası’nın eteklerine ayırarak çiğdemden kardelene, siklamenden orkideye tüm çiçek türlerinin uyanışına tanık olun. Vazgeçemeyeceksiniz.

Sadece Olympos bölgesi değil Antalya’nın her tarafı bu bahar mevsiminde çok güzel. Elmalı Ovası’nda araba ile yapılacak bir yolculuk bile insanı büyüler. Zirveleri karlı dağların ortasında bahara uyanan elma bahçeleri içerisinden geçmek bile tarifsiz keyifler verir. Akseki kardelenlerinin karlar altından boyun vermesi, Manavgat Nehri’nin coşkun akışı bile sayfalar sığmayacak nitelikte. Alara Vadisi içerisindeki Çündüre Şelalesi’nin patlamasına tanık olmak için nisan ayının ortalarını beklemek gerekiyor.

Akdeniz’den Ege’ye doğru çıkmaya başlamak demek portakal çiçekleri kokusunun mandalina çiçekleri kokusuna geçişi anlamı taşıyor. Ege’nin her tarafında bahar ile birlikte coşan gelinciklerin güzelliği tarif edilebilir mi? Yeşile uyanmış bahçeler içerisinde kırmızı gelincik tarlaları tarifsizdir. Havada ısırmayan bir güneş, üşütmeyen ılık bir rüzgâr ile birlikte Kuzey Ege’de Kazdağları ile göz göze gelmenin büyüsü. Kazdağları sonsuz baharı temsil ediyor benim gözümde.

Mart sonuna doğru Marmara ve Karadeniz kıyıları renk değiştirir. Ne yana bakarsan bak, yene yana gidersen git, Trakya’da ayçiçeği tarlaları fışkıracak kısa bir zaman sonra. Karadeniz sahilini boydan boya geçerken, bir yanda yeşilin tonlamaları, çiçeklerin bin bir rengi, kayalara çarpan bir deniz ve karlı sıradağlar. Küçük bir nehrin denize döküldüğü yerde bir kıyı lokantasında balık yemenin ve baharda güneşin Karadeniz’de batışına şahit olmanın ayrıcalığı.

Van Gölü’nde Ahtamar Adası’ndaki badem çiçekleri için nisan ortasını, Şemdinli’nin ters laleleri için nisan sonunu beklememiz gerekiyor. Van’da bir az daha kalalım mayıs ayında çıkacak ışgınlardan (yayla muzu) tatmak istiyorum derseniz, bana müsaade, Muş’un kıpkırmızı laleleri bekliyor beni.

Nemrut Dağı’ndan Fırat Havzası’na ve medeniyetlerin beşiği sonsuz Mezopotamya’ya bakmanın ayrıcalığını hangi hayranlık kelimeleri ile tarif etmek mümkün? Kilikya kapılarını aşarken Akdeniz’e uçarmışçasına geçmenin, Çukurova’ya kavuşmanın verdiği mutluluğun tarifi nasıldır? Yörük olup yaylara göçmenin ayrıcalığının tarifi hangi kelimede gizli?

Anadolu çanağına atıyorum birden kendimi. Erciyes manzaralı Sultan Sazlığı’ndan sonra Yahyalı Şelaleleri’ne gideceğim. Hem Kapadokya’da gezecek çok yer var. Gizli vadilerde hala ismi konmamış çiçek türleri ile randevum bulunuyor hep bu mevsim.

Kırlangıç fırtınasından kurtulan kırlangıçlar, leylekler derken bahar bitti yaz mevsimine girdik mi sandınız. Tabii ki hayır. Mart ayında başlayan bahar şöleni nisan, mayıs derken temmuz ayına kadar uzanır bu coğrafyada. Öyle ki durduğun yer yaz mevsimindeyse, beş yüz metre çıktığın yer bahar olacaktır sakın şaşırma.

Geçen yıl Rusya’da okuyan bir dostumla sohbet etme imkânım olmuştu. Bana, Rusya’nın coğrafyasını anlatırken “Sibirya temmuzunu ve Moğolistan ağustosunu yaşamalısın” demişti. Özellikle neden o aylarda diye sorduğumda, en güzel ve dengeli iklimin sadece o aylarda yaşanabildiğinden bahsetmişti.

Ülkemizdeki baharın büyüleyici etkisini anlatırken, sizlere yemek konusunda seçenekler sunmayı düşünmüştüm. Yazdıklarımı tekrar okuduktan sonra, eğer bahsi geçen yerlerde bu mevsimde bulunabilmeyi başarabilirseniz ne bulursanız yiyin, iyi gelecektir derim. Nerede bir yatak bulursanız yatın, sabah öten horozun sesi, derelerin çığlık çığlığa akışının verdiği huzur dinlendirecektir baharı koklamaktan yorgun düşen bedenimizi.

İsmail Şahinbaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Protected with IP Blacklist CloudIP Blacklist Cloud